Bambu Ağacı mı İkea Çiçeği mi?


Bambu ağacı hikayesini duydunuz mu? Duymadıysanız anlatayım.

Öncelikle hikaye tamamen gerçek.

Bambu ağacını toprağa ekiyorsunuz ve sulamaya başlıyorsunuz. Sulayıp, gübreliyorsunuz. Işık alması ve nem de çok önemli tabi ki. Bambu ağacı tohumunu ektikten 1 yıl sonra, toprağın üzerinde herhangi bir kıpırdanma olmuyor. Yine de siz sulamaya ve gübrelemeye devam ediyorsunuz.

Aradan 2 yıl geçiyor ve toprağa bakıyorsunuz. Gördüğünüz şey geçen yılkiyle aynı. Hiçbir canlılık yok. 3 yıl geçiyor, 4 yıl geçiyor yine tık yok. Bu sırada sulamaya ve gübrelemeye devam ediyorsunuz. Sıcaklığı ve ışığı da kontrol ediyorsunuz. Sanki Bambunuz yarın toprağın üzerinde yükselecekmiş gibi sanki aradan 4 yıl geçmemiş gibi devam ediyorsunuz.

Sonra 5. yıla giriyor bu çabanız. Toprağa baktığınızda yine bir canlılık yok. Ama siz yine de 5 yıl boyunca sulamayı ve gübrelemeyi hiçbir anda bırakmamışsınız, bir gün toprağın üzerinde bambularınızı göreceğinize inanmışsınız.

5. yılın sonuna doğru bir sabah toprağa baktığınızda bir de ne göresiniz! Ufak bir yeşerme! Yeşermeden 22 hafta sonra bambunuz o kadar büyüyor ki boyu neredeyse 27 metreye ulaşıyor. Siz bambunuza bakıyorsunuz ve içinizden aynen şöyle diyorsunuz.. "Değdi be.. Değdi..."

Bambu ağacı bize sabrı, çalışmayı, inanmayı ve ne olursa olsun devam etmeyi öğretiyor.

Ben eğitimde bambu ağacından öğrenecek çok şey olduğuna inanıyorum. Hem kendimize hem de çocuklarımıza karşı sabırsız değil miyiz? 1-2 yılda çok büyük değişimler bekliyoruz. Spordan bildiğim tek bir şey var ki, bir tekniğin vücuda tam oturması için en az 1000 defa tekrar edilmesi gerektiğidir. Sadece "1 teknikten" bahsediyorum.

Karşınızda 10 yaşında bir çocuk var. Ondan ders çalışmasını, hatta 8-9 tane dersi çok iyi çalışmasını, çoğunu ezberlemesini, dinini her şeyden öte bilmesini, geçmişine bağlı kalmasını, çevresine saygılı olmasını, nerde nasıl davranacağını bilmesini, doğru giyinmeyi, olması gerektiği gibi konuşmayı, düşünmeyi....... daha belli belirsiz onlarca şey bekliyoruz.

Onlar çocuk. Büyüklerin, öğretmenlerin onları yönlendirmesi ve temel kaideleri açıklayarak kendi yollarını bulmalarını seyirci gibi izlemeliyiz. Onlar elbette günün birinde bizlere danışacaklar. İşte o zaman onlara, onlar sorduklarında yanıt vermeliyiz. Ama onlar sorana kadar sabretmeliyiz. Yani bambu ağacı yetiştirmeliyiz. Bambu ağacını hiç usanmadan sulayıp, gübrelerken gösterdiğimiz sabır ne kadar değerliyse; çocukların kendi yollarını inşa etmeleri için gereken sabrı göstermek de olarak değerlidir.

Şimdi size soruyorum...

Ülkece amacımız Bambu Ağacı yetiştirmek mi yoksa İkeadaki hazır ruhsuz çiçekler bize yeter mi?



27 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge