Gezegen keşfetmemişken big bangi bulmayı beklemek...


Başarı yolculuğu zıtlıkların barındığı ve sürekli medcezir barındıran esrarengiz bir deneyimdir. Önce yaptığın işi sevmekle başlar. Amaç sevgiden sonra gelir. Bir işi sevmeden onu araç haline getiremezsin. Amaç ya da hedef yoktur sevgide. Çünkü amaç da hedef de geleceğe dair şeylerdir. Fakat sevgi şu andır. Yaptığın işi sevmek hemen sonrasında o işin en derinine kadar inmeyi gerektirir. Yani öğrenmeyi. Gitar ise sevilen şey, gitarın her bir perdesinden çıkan sesi ezbere bilmek, notaları adın soyadın gibi anlatabilmeyi öğrenmektir işin derini. Çünkü bir canlı sevdiği şeyi merak eder.

Başarı yolculuğu da sevmekle başlar. Yaptığın işi seveceksin.

Yaptığın iş sevdiğin iş de olsa bir süre sonra can sıkmaya başlar ve bu can sıkıntısı .ok değerli bir histir.

Can sıkıntısı yaratıcılığın hammaddesidir. Kişiyi ayağa kaldıracak enerjiyi depolar.

İnsan can sıkıntısı durumundan çıkınca, başarmak için çalışmaya ve öğrenmeye devam eder. Bu sefer sevdiği uğraşı farklı bir boyutta tecrübe etmek ister. Bu boyut "karşılık" boyutudur. Karşılık; başarmaktır.

Bir ressam, eserini sergilemek ister.

Sporcu yarışmalara çıkacak ya da öğrenci sınavlara katılacaktır.

Kişi başarı yolundaki ilk adımı atar ve ilk sonuç gelir.

İnsanlar sonuçlara karşı çok duygusaldır. Sevinç ya da üzüntü bu aşamada oldukça yüksek bir frekansta yaşanır. Halbuki hisler, sonucun soğuk gerçekliğinde hiçbir şey ifade etmez. Olumlu ya da olumsuz bütün sonuçlar bir öğretmendir.


Alınan sonuçlar bize 2 şeyi gösterir.

1) Hedeften ne kadar uzağız?

2) Bu sonucu alırken nasıl bir yöntem izledim ve bunu nasıl değiştirebilirim?

İster öğrenci ol, ister sporcu... İstersen bir iş adamı ya da girişimci.

Sonuçlar, hedefe giderken bize çok değerli bilgiler verir.

Bu sonuca varırken, süreçte nasıl yöntemler izlenildi?

Neler doğruydu neler yanlıştı?

Sonucu değiştirmek için yapılan şeylerin hangisinden vazgeçmeli ya da hangisini sürdürmeli?

Başarı yolcuğunda yapılan ve bu yazıya başlık olan en önemli şeylerden biri de "Hedef Küçültmektir."

Bazen süreç çok iyi geçer. Her şey harikadır. Ama sonuç hiç de istenildiği gibi değildir. Bu durumda yapılacak en iyi şey, süreci analiz ettikten sonra hedefi küçültmektir.

Sınavda 30 yanlış yapan öğrencinin hedefi 5 yanlış olduğunda bu hedef hem gerçekleşmeyecek hem de öğrencinin özgüvenini sarsacaktır. Öğrenci başarı elde etmek için bir çok alışkanlığını değiştirmek zorunda kalacak, program yapıp ona uyacak ve daha bir çok değişiklik yapacak derken bir de bunlara adapte olması var. 30 yanlıştan 5 yanlışa düşürme hedefi koymak çok büyük bir hata olacaktır.

Aynı şey bir atlet için de geçerlidir. 100 metreyo 11,50 de koşan bir sporcunun ilk hedefi 9,6 olursa hayal kırıklığı yaşaması kesindir.

Peki ne yapmalı?

Yaşamda Big Bang beklemek yerine önce yeni gezegenler keşfetmeli!

Hedef küçültmeli!

30 yanlıştan 5 yanlışa düşürme hedefi yerine 25 yanlışa düşürme hedef konmalı.

Öğrenci 1. sınavda 25, ikincisinde 20 üçüncüsünde 18, dördüncüsünde 15.... Hedefler küçük adımlara bölündüğünde başarmışlık hissi daha yoğun ve daha kolay yaşanacak ve bu diğer hedef için ateşleme yapacak.

Son olarak;

Hedef ne olursa olsun, amaç olduğundan bir ileri gitmek olmalıdır. Başlangıç noktasından her defasında pozitif yöne doğru gidildiğinde gerçek amaç yerine getirilmiş olacaktır.

Sizlere Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sözüyle veda etmek istiyorum:

"Hiç bir zafer gâye değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük olan gâyeyi elde etmek için gerekir en belli başlı vasıtadır. Gâye, fikirdir."


9 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge