Düşünme! Yap!!!


Son zamanlarda firmaların en yoğunlukta kullandığı sloganlardan birisi de “Yap! Sadece yap! Düşünme yap! Ne duruyorsun yap!” oluyor. Nedendir bilinmez ama firmaların ürünlerini almamızı isterlerken düşünmemizi istemiyor. Hatta öderken bile...

E biz de pek düşünmüyoruz zaten. Alışveriş alışkanlıkları sadece reklamlarla bize kazandırılmıyor. Alışveriş, satın alma, kredi kartları... Daha doğrusu tüm harcamalar için küçük yaştan itibaren eğitiliyoruz.

Nasıl mı?

Hadi biraz düşünelim...


1. Ben merkezcilik

Sakın yanlış anlamayın psikolog değilim kişisel gelişim uzmanı olmaya niyetim de yok. Ben merkezciliği kendime göre yorumlayacağım.

İnsanlar çocukluktan itibaren sahip olma ve sahip olduğu ile kendilerine kimlik edinme çabası ile büyüyor. Bir oyuncağın sahibi mutlaka bir kişi olmak durumundayken o oyuncağı paylaşma dürtüsünde olan bir çocuk paylaşmak istemez. Çünkü o oyuncak sayesinde çevresindekiler ona “ne kadar zeki” “Bah bah ne güzel oyunlar yapıyor kendine bu çocuk büyük adam olacak.” Demişlerdir. O oyuncağı kaybetmek, çocuğun benliğini kaybetmesine, sahip olduğu övgülerin yok olmasına neden olacaktır.

Çocuklar, büyüdüklerinde bu tutumlarını sürdürecek ve yetişkinken de arabalarının markaları onların yolda yürüme şekillerini bile değiştirecektir.

Bunun çözümü, doğal haliyle zaten “iyi” olan insanoğlunun paylaşma eğilimini bir övgüye bağlamayıp, yemek yemek kadar basit bir işlev gibi görmektir.

2. Dikkat dağıtıcı unsurlara takılmak

Sokağa çıktığınız anda, her işletme size ürün satmak ya da hizmet vermek amacıyla cebinizdeki paranızın peşinde. Sizi ikna edip, alışveriş yapmanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu kötü bir şey değil tabi ki. Hatta başarılı olanları tebrik etmek gerek. Fakat alışveriş tüketici-üretici ilişkisi değil artık. Günümüzde üreticiden çok ARACI ve PAZARLAMACI daha büyük önem kazanmaktadır.

Alışveriş merkezine gitmeden önce alışveriş listesi yapın. Para gitmeden önce Pazar listesi yapın. Neyin eksik olduğunu ve eksik olan şeyin ne derece acil olduğunu, daha da önemlisi gerçekten almak istediğiniz o “şeyin” ne kadar gerekli olduğunu iyi düşünmelisiniz. Reklamlar artık sadece göze değil, kulağa, buruna, sinirlerimize, bilincimize hatta bilinçaltımıza hücum edecek şekilde tasarlanıyor. Bu nedenle “DÜŞÜNME, YAP!” sloganlarına takılıp kalmamalı, daima önceden hazırlıklı olarak bir liste yapıp hareket edinilmelidir.

3. Kıskançlık

Kıskançlık, özenme gibi duygular kapitalizmin kullandığı birincil etkenlerdir. Komşunun tavuğunu kaz olarak göstermek, pazarlamanın birincil kuralıdır. Ben merkezciliğin çocuklukta başladığı gibi, kıskançlık duygusu da çocuklukta başlar. Çocuklar, birbirlerine özendirilmek üzere yetiştiriliyor. Maalesef...

Kıskançlık duygusu, oyuncaklardan, tutulan takıma kadar farklılık gösteriyor. Kapitalizm kıskançlık ve özenme duygularını maniple ederek büyüyor ve gelişiyor.

Son olarak;

Düşünün!

Düşünmeden yapılan eylemler her zaman sonrasında daha fazla düşünülmeye yol açmıştır. Çok çok düşünün ve öyle harekete geçin.


24 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge