Gençler, eğleniyor muyuz?


Son zamanlarda bir işin en önemli değerlendirilmesi "eğlence". Bir işi yaparken kişinin ne kadar eğlendiği, o işe devam edip etmeyeceği konusunda karar vermesine sebep olabiliyor.

Bir etkinliğe gidiliyor. Eğlenceli mi değil mi buna bakılıyor. Eğlenceliyse etkinlik güzel geçti, eğlenceli değilse etkinlik çok kötüydü denebiliyor. Etkinlik buradaki çatı düşüncedir. Seminerlerden eğitim kurslarına, okuldan spor/sanat eğitimine kadar küçük büyük herkes o etkinliğin eğlenceli olup olmadığıyla ilgileniyor.


İnsanın temel becerilerini kazanabilecekleri en önemli yaşlar olan 5-6 yaş grubu öğrencileri, gittikleri sanat/spor kurslarına devam edip etmeyeceğini sadece eğlenip eğlenemediklerine bakarak karar veriyor. Aileler çocuklarının neler öğrenip öğrenmediğine, günlük hayatlarında gittikleri etkinliklerin nasıl etkiler yarattığını gözlem yapmak yerine eğlenip eğlenmediklerini soruyorlar. Haliyle çocuklar da bir işi yapmaya sadece ne kadar eğlendiğine bakarak karar veriyor.


Bu durumu yaratan aslında yine eğitim sektörü diyebilirim. Eğitim kurumları, konu çocuklar olunca, günümüzün dijital eğlence sektörünün esiri olmuş durumda. Anaokulları rengarenk ve binlerce oyuncağı barındıran adeta bir "WONDERLAND". Öğretmenler, eğiticiler ve antrenörler, etkinlik hazırlarken öğrencinin eğlenip eğlenmeyeceğine odaklanarak çalışmalarını yaptırıyorlar. Çalışma devam ederken, çocukların yüzlerini kontrol ediyorlar. Eğer çocuklar gülüyorsa çalışma hedefine ulaşmış oluyor. Fakat aralarından gülmeyen bir çocuk varsa bu öğretmenden veliye kadar bir sorun haline geliyor.

Bir çocuk, ailesinden ve öğretmenlerinden duyduğu tek değerlendirme sorusu "Eğlenceli miydi?" olursa, yaptığı her işte eğlence araması gayet normal. Çocuk için bu değerlendirme ona şöyle bir sonuç verir; Eğer bir şey eğlenceliyse yapılır değilse bırakılır.

Peki eğlence sonsuza kadar sürer mi?

Hayır.

Çocuğun gittiği kurs istediği kadar renkli ve oyuncak diyarı gibi olsun, öğretmen dünyanın en eğlenceli insanı olsun, eğlenme durumu sonsuza kadar sürer mi? Bu eğlence durumunun devamlılığı mümkün mü?

Hayır.

21.yüzyılda, insanların kazanması gereken önemli beceri disiplindir.

Peki disiplin nedir?

Bir işi sürekli yapabilmektir.

Peki insan bir işi sürekli yapabilme becerisini ne zaman kazanır?

Kazanabildiği en erken yaşta!

Öğretmen olarak yaptığım gözlemde, çocuklarımızdaki en büyük eksikliğin devam eksikliği olduğunu görüyorum. Bir işe odaklanma süresi 2-3 dakikayı geçmiyor. Sıkkınlık hissettiklerinde o iş onlar için bitmiş oluyor. Aileler de bu durumu normal kabul ettiğinden, bir çocuğun hissettiği anlık duygular geleceğini şekillendirecek bir kararı almasına sebep oluyor.

Disiplinli çocuklar yetiştirmek için, önce ailenin sonra da kurumların ve eğitimcilerin "eğlence/eğlenme" sınırlarından kurtulmaları gerekmektedir.

Büyükler bu kadar eğlenmeye ve eğlendirmeye meraklıyken, çocuklara zorluktan ve dirençten yoksun ortamlar hazırlarken, çocuklarımızın kendi dünyalarında bunun karşılığı nedir?

Çocuklar, kendi yarattıkları oyunlarda sadece eğlenceyi gözetmezler. Her oyunda zorluklar ve aşamalar vardır. Evcilik oynarken bir sorun yaratılır ve o sorun belirlenen rollerle çözülür. Oyuncaklarla oynayan bir çocuğu izleyin. Oyuncakları birbirleriyle konuşturan bir çocuk, o oyuncaklarla her zaman yine bir sorunu çözmeye çalıştırmıştır. Erkek oyuncak, başka bir erkek oyuncağı alt etmelidir ki hazineye ulaşabilsin. Bu alt etme süreci oyuncakların birbirleriyle kavgasına da dönüşebilir, bir araba yarışına da. Bazen oyuncak uçarken, bazen de bir Barbie bebeği kurtarma operasyonuna dönüşebilir.

Fakat hiçbir zaman bir oyuncak diğerini eğlendirmeye çalışmaz.

Çocuk bu oyunu saatlerce oynayabilir. Kendi senaryosunu yazar, duyguları o anları yaşarken değişir. Oyun bittiğinde de çocuk mutludur ve kendi yarattığı senaryodan onlarca ders çıkarmıştır.


Çocuklarımızı 5-6 yaşlarından itibaren, gelişmeleri için gönderdiğimiz kurslarda çocuklarımıza "Eğlendin mi?" yerine "Bugün ne keşfettin, ne öğrendin?" sorularını sormalıyız.

"Eğlendin mi?" sorusu, çocuktaki anlık hazzı tetiklerken,

"Keşfettin mi?","Ne öğrendin?" gibi sorular, düşüncelerini birleştirmesine ve zihninde yeni örüntüler kurmasına neden olacaktır. Çocuklar, bu sorulardan sonra diğer derslere giderken ne öğreneceklerini merak edeceklerdir. Derslere "Hadi beni eğlendir!" düşüncesiyle değil "Bugün ne keşfedeceğim?" merakıyla gelecektir.

Son olarak,

Eğlenerek öğrenme, çağımızın en hastalıklı düşüncesidir.

Öğrenmek yeterince eğlencelidir!


31 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge