Krizde Para Yönetimi


Son zamanlarda herkes "kriz" diyor. Ekonomik Kriz! Hızla artan dolar kuru, kırılgan ekonomi, konkordato, mali reform, enflasyon gibi kelimeler bolca kullanılıyor. İşin ayrıntısına girmek istemiyorum. Ülkenin yaşadığı bu ekonomik kriz ya da ekonomik sıkıntıların nedenlerine girmek beni bu bloğu yazma amacından saptıracaktır.

Ama gelin şu kriz meselesini bir inceleyelim:

Öncelikle KRİZ nedir?


Türk Dil Kurumu'na göre: Fransızca "crise" kelimesinden dilimize girmiştir. "Ruhsal Bunalım", "Bir şeyin çok kıt bulunması", "Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek", "ekonomik çöküntü" anlamlarına gelmektedir.

Yunanca'da: Yunanca dilinde kriz sözcüğü "krisis" olarak kullanılmaktadır. Bu da o dilde yine "Buhran", "Bunalım", "Büyük sıkıntı" gibi olumsuz imgeler oluşturan kelimlere karşılık geldiği gibi "Karar vermek" anlamına da geldiği bilinmektedir. (Kaynak: Tıklayın ve Geri Dönün)

Çince'de: Çince'nin alt dillerinde ve aslında doğrudan olmayıp dolaylı olarak, bizdeki birleşik isim yapısında incelendiğinde "Fırsat" kelimesiyle aynı olduğu bilinmektedir. Tabi bu kelime yine diğer dillerde karşılığı bulunan olumsuz kelimeleri de içermektedir.

Diğer diller incelendiğinde yine kriz kelimesi "buhran", "kıtlık" ve "bunalım" gibi kelimelerle aynı anlamlara gelmektedir.

BUNALIM - BUHRAN - KITLIK - SIKINTI

Bu kelimeler her insanda olumsuz hisler ve zihinlerinde olumsuz resimler canlandırabilir. Bu normaldir. Fakat kelimelerin içinde, hem bireysel hem de toplumsal olarak farketmemiz gereken ve bizi krizden çıkaracak gizli bilgiler bulunmaktadır.


Anthony Robbins, "Biz insanlar her zaman acıdan kaçıp zevke doğru yöneliriz." der. Bu fikrin ardından acının -yani yaşamak istemediğimiz şeylerin- onu etkili bir kaynak olarak kullandığımızda nasıl da zevke -yaşamak istediğimiz şeylere- götürdüğünü açıklar.

Eğer herhangi bir kriz olduysa bunun en temel sebebi, kriz gelene kadar o insan ya da toplum BENCE aşağıda açıkladığım "Sorumluluktan Kaçma" fikrini önemsemediğinden ve yok saydığındandır:

SORUMLULUKTAN KAÇMA


Sorumluluğun Türk Dil Kurumu'ndaki tanımı,"Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstenmesi, mesuliyet." olarak yapılmıştır. Google'a "sorumluluk nedir?" diye yazıp arattığınızda ise, benim daha çok tuttuğum şu tanım yapılmıştır: "Bir kimsenin üstüne aldığı, yapmak zorunda bulunduğu ya da yaptığı bir iş için gerektiğinde hesap verme durumu."

Sorumluluğun, sorumlu olmanın temelinde "Sonuçları üstlenme" ve "Hesap verme" olduğu ortada.

Peki soruyorum: bir insan yaptığı işten dolayı hesap vermezse, sonuçlarını göğüslemezse o iş başarılı olur mu? Topluma etkisi ne olur? Sonuç olumsuz olursa, nasıl olumluya döner? Onu olumluya döndürecek kişiler bu motivasyonu bulabilir mi?

Sorumluluk almak ya da almamak, çocukluktan itibaren öğrenilmesi ve çevre tarafından bolca örneklendirilmesi gereken bir tutum ve davranıştır. Bir çocuk yaşadığı ortamda sorumluluk üstlenmez, ona verilen sorumlulukları umursamaz ve daha kötüsü bu sorumlulukları olumsuz olarak sonuçlandırdıktan sonra çocuğun etrafındaki aileler ona herhangi bir yaptırımda bulunmak yerine onu iyi hissettirme ve rahatlatma yoluna giderse, bir sonraki ekonomik krize bilet çıkartmış olunur.

İŞTE BİZİM YAPTIĞIMIZ DA TAM OLARAK BUYDU!


Son yıllarda öğrenciler, asla ve asla;

- 10 tane zayıf da getirse sınıfta kal(a)mıyor. Hepsi kurullarda geçiyor.

- Suç işleyen öğrenciler disiplin cezası al(a)mıyor. Aileler olaya hemen dahil olup, çocuklarının işlediği suçları ahbap-çavuş ilişkisiyle kapatıyor.

- Ödevini yapmayan öğrenci, sene sonunda gireceği sınava etki etmesin diye cezalandırılmıyor. Ödev sorumluluğu tümüyle öğrenci üzerinden alınıyor.

- Veliler, tüm kararları öğrencilerin ilgi ve zevklerine bırakıyor. Öğrenciler de başladıkları bir işi çok kısa sürede bırakıyorlar. Çünkü yaptıkları işi değerlendirmeleri sadece sıkılacakları ilk ana kadar oluyor. Sonuna kadar gidip, tecrübe edinmek yerine sıkkınlık hissettikleri ilk an o işi bırakıyorlar ve asla sorumluluk almıyorlar.

Peki sorumluluğun olmadığı yani sorumsuzluk ortamı, ekonomik krizi nasıl tetikler ve hatta sebebi haline gelir?

Sorumsuzluk, küçük çocuklardan velilere, öğretmenlerden yöneticilere, iş adamlarından medyaya yayıldığında, hiçkimse problemi göremez. Problemler üstü kapatılması gereken ve her şeyin iyi gittiği anlarda huzurun kaçmaması için (2008-2011 yılları arasında FED tarafından gelişmekte olan ülkelerin bankalarına, ucuz kredi verip kendi mallarını almalarını sağlamak amacıyla pompalanan milyarca dolar gibi) saçmalıklar olarak görülür. Herkes mutlu olmak zorundadır. Yaşadıkları durumun sonsuza kadar süreceğini, sorumluluk almak yerine dışarıdan gelen desteklere kendimizi açmamız gerektiği medya tarafından bize ezberletilir. En sonunda da, üretim yapma SORUMLULUĞU almak yerine ihracat bağımlısı halen gelen, toplumda işlenen suçların cezasız kalıp affedildiği ve çabalayarak değil de tanıdık aracılığıyla mevki sahibi olan bir toplum haline gelinir.

Sorumluluktan kaçmanın ekonomik sonucu ise, kişiler ve kurumlar sahip oldukları paraları bütçelerinin üzerinde borçlanarak harcamalarıdır. "Nasıl olsa gelir!" düşüncesiyle harcanan paralar, gün gelip dış destek azaldığında borç olarak kalıp ve sorumluluk; yükümlülüğe dönüşür.

Bu nedenle krizin nedenlerine içimize dönerek bakmamızda fayda var.


#ekonomikkriz #kriz #ekonomi #türkiyeekonomikkrizi #dolar #dolarkaçolur #dolar6nınaltınainermi #krizinkelimeanlamı #konkordato #malireform #enflasyon #çincedekriz #krizkelimesininanlamı #krizfırsatdemek #yunancadakriz #yunanistanınresmidili #buhran #bunalım #ekonomikbuhran #anthonyrobbins

7 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge