BU YAZIYI LİSEYE GEÇENLER OKUSUN!


30 Temmuz 2018 Pazartesi itibariyle, liselere giriş sınavının yerleştirme sonuçları açıklandı. Bu yıl, sınava giren öğrenciler için farklı bir yıldı. Önce TEOG'a gireceklerken, sınav iptal edildi ve 2 ay boyunca hangi sınavın yapılacağı söylenmedi.

"Açık Uçlu Sorular"ın olduğu bir sınav olacağı dedikodusu yayıldı. Hatta dedikodu olmaktan çıktı, örnek sorular bile yayınlandı. Açık uçlu soruların amacı, öğrenciye düşünmeleri, beyin fırtınası yapmaları ve ezbere değil yorumlama kapasitesine yani beyindeki Frontal Lobun gelişimine yönelmekti.

Hatırlamak isteyen tıklasın.

Ardından merkezi yerleştirmeye dayalı ve nitelikli okullara sınavla girişin olduğu bir sistem açıklandı. Sisteme göre, her çocuk, yaşadığı bölgedeki okullara sınava girmeden yalnızca tercih yaparak doğrudan gidebilecekti. Sınava girmek zorunlu değildi. Sınava girip toplamda %10'luk bölüme giren öğrenciler de Nitelikli Okulları tercih edebilecekti. Konuşuldu ve kabul edildi.


Sistemde bolca açık vardı. Nitelikli okullar neye göre nitelikli sayılacaktı? Öğrencinin yaşadığı bölgede yeterli sayıda öğrencinin gidebileceği Anadolu lisesi var mıydı? Veli, evini taşıyarak istediği okula kayıt yaptırabilecek miydi? Bu sorular ve dahası soruldu, hatta tercih döneminde de devam etti ama tercihler yapıldı.

Sevgili liseli arkadaşım!

Sınav, doğru ya da yanlış bir şekilde yapıldı. Sonucunda sen lise hayatına geçtin. Belki istediğin lise oldu belki gitmekten en çok kaygı duyduğun okula yerleştin. (Açık liseye kalan öğrenciler için başka bir yazı yazacağım, onlar biraz sabretsin.)

Önünde 4 yıl var.

Gel bu 4 yılı hem sayısal hem de sözel olarak biraz inceleyelim...

4 Yıl;

1460 gün ediyor. 1460 günün 720 günü okulda olacaksın demek. Kalan 740 gün ise haftasonu ya da yaz tatili demek.

720 gün boyunca okul sıralarında olmak ve okulda olduğun süreden daha çok (740 gün) tatil olarak geçireceksin demek.

İşte asıl mesele de bu!

Zamanın lisede çok hızlı geçeceğini farketmeyebilirsin. 4 sene bittiğinde, mezuniyet töreninde bunu farkedeceğinden şüphe yok.

Üniversite ve sonrasında hayatını şekillendireceğin en önemli 4 sene yeni başlıyor!

720 günü okulda, 740 günü ise tatilde!

4 yıl içinde yaptığın her şey, hayatında kalıcı etkiler yaratacaktır.

Fakat,

4 yıl içinde YAPMADIĞIN her şey de hayatında kalıcı etkiler yaratacaktır.

Lisede yaptığında fark yaratacağın şeylerden bahsetmeden önce, ortaokul ve lisenin farklarını 3 bölümde anlatayım:

1) ORTAOKUL'daki öğretmen ilgisini LİSE'de BU-LA-MAZ-SIN!


Yandaki resim, ülkemizde ortaokul eğitiminin özetidir. Benim ve çoğu öğretmenin ısrarla karşı olduğu bir iş. Yani bir bakıma BAKICILIK!

Sevgili çiçeği burnunda liseli! Ortaokulda her sorunun senin haberin bile olmadan çözüldü. Arkadaş kavgandan, 49 aldığın derse kadar her şeyin öğretmenlerin ve ailen tarafından halledildi. Öğretmenlerine istediğin gibi sorularını çözdürdün, her bahanen olumlu karşılık buldu.

AMA LİSEDE KENDİ BAŞINASIN!

Ne demek bu?

Lise döneminde, derslerinin ve davranışlarının tüm sorumluluğu sana aittir. Ortaokulda yaşadığın rahatlığı burada bulamayabilirsin. Öğretmenleriniz artık sizleri birer birey olarak gördükleri için, tüm problemleriniz sizin sorumluluğunuzda olur.

Liseyi bitirirken 18 yaşınıza girmiş olacaksınız. Bu da reşit olduğunuzu gösterir. Bu süreçte, lisedeki her tavrınızın sonuçlarına hazırlıklı olmanız gerekir.

Yakınızlarınızın kutlaması dışında, başarınızın etkisi de başarısızlıklarınız da kutlanmayabilir.


Bunu olumsuz algılama!

Yaşın büyüdükçe, sorumlulukların artacaktır. Problemlerinin boyutu değişecektir. Ortaokulda silginin çalınmasıyla baş eden sen, lisede gitmek istediğin bir etkinlik için alacağın izin bir problem olabilir. Yine ortaokulda 20 puanı rahatça isterken, lisede 1 puan bile verilmeyişi senin için problem olacaktır.

Buna hazırlıklı olmalısın.

2) LİSE'de ORTAOKUL'daki kadar kolay arkadaş edinemezsin!

NOT: Konuya girmeden önce şu uyarıyı yapayım:

Bahsedilen arkadaşlık, birileri arkasından dedikodu yapmak için toplandığınız ya da popüleriteye dayalı kurulan sosyal medya arkadaşlığı değildir. Merak etmeyin, o tip arkadaşlıklar lisede de, üniversitede de çok kolay kurulur. Benim bahsettiğim arkadaşlık, ARKAnıza baktığınızda TAŞ gibi durduğunu gördüğünüz arkadaşlıktır.

Ortaokulda kurduğunuz arkadaşlıkları inceleyin. Temeli ortak zevklere ve ilgilere dayalıdır. Aynı müzik grubunu dinlemek, arkadaş olmak için bir nedendir. Ya da aynı takımı tutmak. Aynı mahallede oturmak, aynı servisle gidip gelmek gibi...

Lisede bu değişecektir. Ortak noktalar, arkadaş olmak için önemli olsa da lisede arkadaşlık kurmak çok daha zahmetli bir iştir.

Hayatımdaki dostlarım, lisedendir. Eşimle, lisede tanıştık. Peki neden Şafak, Hasan Mert, Barış, Alp ile dostuz da diğer insanlarla sadece arkadaş ve tanış olarak kaldık?

Çünkü ismini saydığım arkadaşlarımla ve adını yazdığım dostlarımla, sadece okula gelip gitmedik. Bu dostluklarda büyük emekler var. Onların ve benim verdiğim büyük emekler...

Birlikte müzik grupları kurduk. Sahnelere çıktık. Yani ORTAK AMAÇLAR edindik. Ortak amaçlar edinmek yeter mi? Hayır. Bu amaçlar için çalışırken, mücadele ederken, karşılaştığımız zorluklara, yaptığımız hatalara her zaman göğüs gerdik, anlayışlı olduk. Yani MÜCADELE ETTİK. Bence dostluklar, zor anlarda değil güzel anlarda belli olur. Zor anlarda, hiç tanımadığın insanlar, sırf acı duydukları için senin yanına gelebilirler. Ama aslolan şey en iyi anlarda, en güzel anlarda, hiçbir kıskançlık duygusu hissetmeden, gururla dostunun yanında olmaktır. Bizim lisede başlayan bu süreçte, maddi manevi her iyi şeyde, birbirimizin yanında olduk. Olumsuz durumlarda da bu geçerli oldu. Yani, EN İYİ ANLARDA BİRBİRİMİZE DESTEK OLDUK. Birimizin bir hedefi olduğunda ona en büyük eleştiriyi de en büyük desteği de diğer verdi. Zorluklar karşısında canım cicim yapmadık. Peşinden gitmesi için diğerini ikna ettik! Yani BİRBİRİMİZİ ZORLADIK.


Çocuğu olan her insanın anne-baba olamayacağı, evebeyn olmanın büyük sorumluluklar getirdiği ve bu sorumlulukları alıp hayata geçirmedikçe evladına kötülük yapacağı aşikar olduğu gibi, arkadaşlıklar ve dostluklar da ortak noktaların paylaşımından ibaret değildir. Ki, yukarıda saydığım dostlarımın hepsinin o kadar zıt özellikleri var ki, bazen nasıl dostuz şaşırıyorum.

Arkadaşlıkların en iyi kurulduğu zamanlar lise zamanlarıdır. Ama emek ister, ama mücadele ister, ama fedakarlık ve ilgi ister. Aynı bir bitkiyi büyütmek gibi. Vitrinde görüp beğenirsin. Evet getirirsin ve hiçbir şey yapmazsan 1 haftada çürüdüğünü görürsün. Sulaman, beslemen, güneşe çıkarman gerekir. Bunu 1 kere yapman yetmez... Sürekli yapman gerekir...

3) Lise, YAN GELİP YATMA yeri değildir!

Ortaokul'da, çocuktunuz. Aylaklık yapmanız yaşınızın bir getirisiydi. Ha benim doğrudan etkimde olan öğrenciler için bu geçerli değil ama çoğunuz için bu geçerliydi. "Çocuktur YAPAR!" deniyordu. Göz yumuluyordu.

Artık lisedesiniz.

Neden çalışmayasınız?

Neden girişimler yapmıyorsunuz?

Neden beceriler öğrenmiyorsunuz?

Neden erkenden kalkmıyorsunuz?


Liseden sonra bazıları için iş hayatı bazıları için ise üniversite hayatı başlıyor. İster iş ister üniversite hayatı olsun, her şey size bağlı. Lise 4'e geldiğinizde, ne değişecek de siz iş hayatında başarılı olacaksınız ya da üniversite hayatınızda süper şeyler yapacaksınız?

Lise hayatı, alışkanlıklar hayatıdır. Alışkanlıklarınız size lise sonraki hayatınızı verir. Bu nedenle lisede bol bol yeni beceriler kazanmalı ve sizi iyi yönde besleyecek alışkanlıklar edinmelisiniz.

GELELİM SAYILARA...

Liseye başladığınız günden itibaren geriye doğru sayan 720 okul günü ve 740 tatil günü var.

İyi bir lise sonrasında da iyi bir üniversite hayatı için benim sana 3 tane önerim var:

1) KISA-ORTA-UZUN VADELİ KİŞİSEL VE TOPLUMSAL HEDEFLER BELİRLE

Hangi hedefin kısa hangi hedefin uzun vadeli olduğunu ancak sen belirleyebilirsin. Bazıları için 1 ay kısa iken, bazıları için 3 gün olabilir. Kimi için 3 yıl orta vade hedef sayılabilirken, kimi için 10 yıl orta vade olabilir.

Benim için, 1 yıl kısa 4 yıl orta 10 yıl uzun vadeyi ifade eder. Kısa vadeli hedeflerin çok da kısa bir süreyi alması taraftarı değilim. Çünkü zaman hızlıdır ve yeni bir hedef için yeni alışkanlıklar edinmek gerebilir.

Sen de, lisede hedeflerini belirlerken hangi vadeyi kapsadığını iyi tespit etmelisin.

Ardından hedeflerini kişisel ve toplumsal olarak ayırmalısın.

Kişisel hedefler, doğrudan uyguladığında sonuç alabileceğin, etkileri sana bağlı ve gerçekleştiğinde seni etkileyecek hedeflerdir. Sınavı kazanmak, yüksek not ortalaması, para biriktirmek, kitap okumak, bakımlı olmak, düzenli olmak, yeni bir dil öğrenmek, spor yapmak, gezmek, bir işte ustalaşmak gibi şeyler. Bu şeyleri yapıp yapmamak sana bağlıdır ve sonuçları da doğrudan kişiyi etkiler.

Toplumsal hedefler, yaptığında yakın ya da uzak çevrene katkı sağlayacak şeylerdir. Kitap yazmak, sokak hayvanları için her gün bir kap su koymak, girişimlerde bulunmak, projelerde yer almak, aileye katkıda bulunacak bir işte çalışmak, gönüllülük projelerinde yer almak, icat yapmak, hizmet yaratmak gini şeyler.

Şuan gerçekleştirdiğim çoğu hedefimin alt yapısını lisede hazırladım. Girişimlerimin çoğunun fikrini lisedeyken şekillendirmiştim.

Mutlaka hedeflerinizi belirleyin.

Peki nasıl?

Oturun masaya. Önünüze boş bir A4 kağıt çıkarın ve en tepesine şu soruyu yazın:

BEN KENDİME VE TOPLUMA NASIL KATKI SAĞLAYABİLİRİM?

Kağıdı ikiye bölün. Sol tarafa kendime sağlayacağım katkılar, sağ tarafa topluma sağlayacağım katkılar yazın.


Kendinize neler katmak istiyorsunuz? Bu aynı, internet üzerinden oynana karakter geliştirmeye yönelik oyunlar gibi. Kendinize hangi "Skill"leri kazandırmak istiyorsunuz? Unutmayın ki kazandığınız yetenekler, beceriler, tecrübelerle bölümleri geçeceksiniz. İlerleyeceksiniz. Kendinizi bir oyun karakteri gibi düşünün. Oyuna sadece basit bir kılıçla başlıyorsunuz. Dövüştüğünüz karakterleri kılıcınızla, belki biraz zorlanarak, belki o bölümü bir kaç defa oynayarak geçiyorsunuz. Her bölümde o kılıcı güçlendiriyorsunuz. Bir kalkan ve zırh alıyorsunuz. Oyunda ilerledikçe, ilk bölümlerde bir kaç yeniden başlatmayla yendiğiniz karakterleri tek bir kılıç darbesiyle yeniyorsunuz. Bu anlatımdaki dövüştüğünüz karakterleri PROBLEMLERİNİZ, silahınızı ise PROBLEMLERİ ÇÖZME BECERİNİZ, olarak düşünebilirsiniz.

Kendiniza kazandıracağınız her olumlu özellik, gelecekteki problemleriniz başta olmak üzere belirlediğiniz orta ve uzun vadeli hedeflerinizi de daha kolay gerçekleştirmenizi sağlayacak.

Size örnek olmak adına "Kendime Sağlayacağım Katkılar" bölümüne örnek birkaç cümle yazayım:

  • Konuşup, yazacak düzeyde İngilizce öğrenmek

  • Her hafta gidip ustalaşabileceğim bir spor branşını yapmak

  • Günü gününe ders çalışma alışkanlığı kazanmak

  • Enteresan bir konuda oldukça yüksek bilgiler edinmek

  • 10 günde bir kitap bitirmek

  • Ajanda tutmak

  • Zamanımı planlama konusunda ustalaşmak

  • Her yıl farklı bir yere seyahat etmek

  • Harçlığımın %20'sini biriktirmek

  • Her hafta en az 10 km koşmak

Siz bu listeyi uzatabilirsiniz. Kendi ilgileriniz doğrultusunda yeni şeyler ekleyebilirsiniz. Mesela öğrencilerim arasında "Korece" öğrenmek çok popüler ve bence de çok işe yarayacak bir beceri.

Topluma sağlayacağınız katkılar, size de katkı sağlayacağından, bu listeyi çift yönlü besleyecektir. Burada dikkat edeceğiniz nokta, önce en yakın çevrenizden başlamanızdır. Yaşadığınız yer bunun için harika bir fırsat.

Yine fikir vermesi açısından "Topluma Sağlayacağım Katkılar" bölümü için birkaç cümle yazıyorum:

  • Sokak hayvanları için su ve yemek koyma projesi başlatmak

  • Bir sivil toplum kuruluşunda çocuklar ve yaşlılar için görev almak

  • Engellilerin günlük yaşamını kolaylaştırmak için projeler üretmek

  • Kitap yazmak

  • Evi ve odamı düzenli tutmak

  • Ev ekonomisine destek olmak için yaz tatilimin bir kısmında para kazanmak

  • Gönüllülük projelerinde yer almak

  • Yaşadığım çevre başta olmak üzere, insanların ihtiyaçlarını tespit edip çözümler üretmek ve girişimlerde bulunmak

Ben bu listeyi bir çok defa yaptım. Bu liste, bana kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimi de açıkça gösteriyordu.

2) BİR KODLAMA BİR DE YABANCI DİL ÖĞREN

Bundan 50 sene önce olsaydı, kodlama dili öğrenmek ya da yabancı dil öğrenmekle ilgili pek fazla öneri duymazdınız. Belki o zamanlar ünlü olmak, memur olmak, şarkıcı ya da fubolcu olmak gibi mesleki hedefler daha ön planda olabilirdi.

Artık teknoloji çağındayız!

Bilgi, her saniye katlanarak artıyor. Artan bilgiler yüzbinlerce kaynak yaratıyor. Yaratılan kaynakların çoğu da İngilizce. Belki gelecekte Çince de bu yarışa girecektir ama yine uzun yıllar İngilizce bu bayrağı taşıyacağa benziyor.

Şunu sana açıkça söylemeliyi mi; lisede İngilizce öğrenemeyeceksiz. Aynı ortaokulda öğrenemediğin gibi. Sadece temel düzeyde, sınavlardan geçecek kadar öğreneceksin.

Ama lise bittiğinde, kendi çabanla ya da bir kursa giderek İngilizce öğrenmiş bir SEN yaratabilirsin.

E artık İngilizce öğrenmek, telefondan bile mümkün. Birebir hocalarla öğrenebileceğin yüzlerce mobil uygulama var. Çoğu da ücretsiz, ücretliler de çok düşük fiyatlarda.


Sevgili liseli arkadaşım,

Gelecekte karşılacağın problemleri çok daha kolay çözmek istiyorsan, İNGİLİZCE ÖĞRENMELİSİN!

Gelelim KODLAMAYA!

Dünya çapında telefon kullanan kişi sayısı 5 milyarı geçti. İnternet kullanıcısı sayısı 4 milyarın ğzerinde ve aktif sosyal medya kullanıcı sayısı ise 3 milyarın üzerinde.

(Kaynak: Dijilopedi)

Bu ne demek oluyor?

Şimdinin ve geleceğin işi İNTERNET! Yani BAĞLANTI!

Buna ağ kurma da denebilir. Çünkü artık bir bilgisayar ya da telefondan internete girip türlü şeyler yapabiliyoruz. Hatta şuan nesneler birbiriyle bağlantı kurabiliyor. Yapay zeka çalışmaları almış başını gidiyor.

Bu gelişmeler doğrultusunda, meslekler ortadan kayboluyor. Özellikle Bankacılık ve Finans sektöründe şirketler şubelerini kapatıp sadece internet üzerinden, tasarladıkları robotlar ve botlarla müşterisinin tüm işlerini kolayca ve çok daha ucuza halledebiliyor.

Onedio'nun 20 yıl içinde kaybolacak meslekler listesi için tıkla ama yazıya dönmeyi unutma...

Ben bu sıralamaya "Öğretmenlik" mesleğinin de gireceğini düşünüyorum. Çünkü özellikle ülkemizde, eğitim reformu yapmazsak, siz öğrencilere google'dan 5 saniye içinde öğrenebileceğiniz şeyleri öğretmeye devam edeceğiz ve bu acımasız yazılım çağı bizleri geri bırakacak...(!)

4 seneniz var.

720 okul gününüz, 740 tatil gününüz!

Yazılım öğrenmek artık çok kolay. Telefon uygulamalarından, çevirim içi kurslara her an her yerde yazılım dili öğrenebilirsiniz.

Peki öğrendiğiniz yazılım diliyle neler yapabilirsiniz?

Amerikalı bir genç Facebook'u, İsveçli bir genç Spotify'ı ve yarattıysa sen de geleceği tasarlamak için kodlama dili öğrenmelisin.

3) ZAMANINI VE PARANI YÖNETMEYİ ÖĞREN

Zaman planlaması yapmak, en basit haliyle haftalık çalışma planı yapmaktır. Ama o iş ortaokulda kaldı. O artık senin işine yaramaz. Çünkü sadece ders çalışmakla gidebileceğin yer, çözebileceğin problemler çok sınırlı! (artık günümüzde...).

Lise dönemi, düzenli para elde edeceğin bir dönem olmasa da, zamanının değerini anlayabilecein uzunlukta. Zaten bu yazıyı yazmamın amacı da bu. Zamanının kıymetini bilmek. Zamanınızın değerini anlamak.


Hayattaki herkese ait ve herkese eşit olarak verilmiş olan bu fırsatı nasıl değerlendireceksin?

Meslek sahibi olduğunda, harcadığın zaman karşılığında para aldığını göreceksin. Yatırım yaptığında, zaman yarattığını göreceksin. Bunu şimdiden farkedebilirsin. Zamanını yönettiğinde, kimlerle arkadaşlık yapacağını da belirleyebilirsin. Hangi kitabı okuyacağını, neye odaklanacağını...

SON SÖZ...

Lise güzel ve özel bir tecrübe. Yukarıda yazdıklarımı uygulayıp uygulamayacağınızı bilemem. Bu tecrübeyi yaşayacaksınız. Umarım sonunda, keşkelerinizden çok iyikileriniz olur.

Sevgilerle...


Parayı yönetme, zamanı yönetmektir. Zaman ise hayatın ta kendisidir. Nasıl bütçe yapılacağı ve bunu sürdürecek becerileri oluşturmanız için size farklı bir bakış açısı sağlayacak E-kitabımı edinmek için tıklayın: Kişisel Bütçe Yönetimi


Atatürk'ü girişimci olarak düşündünüz mü? Eğer gözünüz kot pantolon-üstüne düz tişörtler giyen Amerikalı milyarderlere alışıksa düşünmemiş olabilirsiniz. O, tümüyle girişimcilerin sahip olduğu becerilere sahip ve bunu bizlere anlatmış, tıklayın:Girişimciler için Nutuk'tan Notlar

#meb #MilliEğitimBakanlığı #yenisınavsistemi #TEOG #lisedönemi #lisehayatı #öğretmen #öğretmenilgisi #ortaokul #testçözme #sorumlulukalmak #yalnızlık #lisedeyalnızkalmak #arkadaşedinmek #çabalamak #arkadaşlıknedir #mücadeleetmek #yangelipyatma #hedef #hedefkoymak #kişiselhedefler #toplum #toplumsalhedefler #toplumakatkı #gönüllülük #zamanyönetimi #para #parayönetimi

119 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge