Bunu Yaparsak Türkiye'de Eğitim Düzelebilir

Türkiye'deki eğitim sisteminin tanımı herkese göre farklı. Ezbere dayalı mı sınava dayalı mı yoksa Nurettin Topçu fikirleri mi?


Eğitimde ahlakın ve vicdanın en yüksek değerler olduğunu vurgulayak Nurettin Topçu, kendisini yetiştiren Türk Milli Eğitim Sistemini acımasızca eleştirip yoksaymaktan hiçbir zaman vazgeçmemiştir....

Linç geliyor. "Sen kimsin de Nurettin Topçu Üstadımıza karşı öyle konuşursun." diyecekler. Desinler... Ben en azından Nurettin hocamızı bilerek ve saygıyla anıyorum ve eleştiriyorum. Onlar ise 3 cümleyi ardarda kurabilen herkese "Üstad" diyor. Bu nedenle varsın beni de eleştirsinler... Ben de Nurettin Topçu'yu Türk Milli Eğitimi için harcadığım çabayla saygıyla ve sevgiyle anmaya devam edeyim...


GELELİM KONUMUZA!


Herkesin ağzında bir TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ!


Cem Yılmaz'ın meşhur Türk Silahlı Kuvvetleri Kutlama gösterisi vardır. Orada askerlikle ilgili herkesin diline pelesenk olmuş bir klişeyi çürütür. "Millet diyor ki askerlikte mantık yok. Mantık falan aramayacaksın askerlikte! Ulen sanki bana Ege Ordular Komutanı. Napacan mantığı! Sen git yürüyüşünü yap, patatesini soy. Ne söyleniyorsa onu yap!"


Topa vurabilen herkesin Futbol hakkında yorum yapması ya da televizyonda izlediği maçta takımında yapılması gereken değişikliği yapmayan antrenöre bağırmasının bir anlamı yok. Neden? Çünkü o bir Futbol seyircisi. Kurallarını bilmesi ve izlemek için ödeme yapması onu antrenör yapmaz.


Fakat eğitim sistemi öyle değil.


Çünkü eğitim, nefes almak kadar önemli. Eğitim alamayan her vatandaş eğitim alanlar kadar bu ülkenin Milli Eğitim'i üzerinde söz sahibidir. Çünkü ülkemizde eğitim sayesinde kişiler karakter kazanıyor ve dünyayı anlamasını sağlayan sosyal ilişkileri kurabiliyor.


Fakat gelgelelim Milli Eğitim bizde sürekli eleştiriliyor. 27 yıllık Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yapılan eleştirilerin en bilinir olanlarını sizin için aşağıda sıraladım:

  • Ezbere dayalı eğitim

  • Sınava dayalı eğiitm

  • Disiplin misiplin kalmamış

  • Çocuklar oynayamıyor spor yapamıyor sanatla uğraşamıyor

  • Fırsat eşitliği yok

  • Öğretmenler yatıyor 3 ay tatilleri var

Ben kendimi bildim bileli bu eleştiriler yapılır. Doğru mudur? Doğru yanları da yanlış yanları da vardır. Fakat bu eleştiriler sürekli tekrarlanır ve artık klişe olmuştur. Hiç kimse tam olarak bizim eğitim sistemimizin fotoğrafını çekememiştir.


Tedaviyi yapmak için önce teşhis yapmak gerekir!


Haydi şimdi bir teşhis yapalım. Şuan eğitim sistemi nasıl işliyor? Hazırsanız başlıyorum... 3-2-1!


İlçe milli eğitimler ilkokullar müdürlerini toplar. İlçelerinin ilkokul sınav başarılarını ne durumda olduğunu öğrenir. Sonra ortaokul müdürlerini toplar. LGS'de bu yıl ortalama kaç Fen lisesi çıkıp çıkmayacağını sorar. Müdürler öğretmenleri toplar ve neden bu çocukların ortalamaları düşük diye hesap sorar. Öğretmenler sınıfa girer. Kendisi Fen lisesini kazanmak bir yana düz liseyi anca bitirmiştir fakat öğrencisine Fen lisesini kazanmazsa boş bir insan olacağını söyler. Öğrenci her yerden bunu duyduğu için duyarsızlaşmıştır. Artık tepki vermek bir yana ne söylendiğini bile dinlemez. Bilişsel zekası diğer 8 zeka türüne göre yaradılışından yani genetik avantajından ötürü biraz daha iyi olan, aile çevresi ortalamanın bir çentik üstü akademik başarı göstermiş bir ailede büyüyen, ilkokuldan bu yana özel ders ve kurslarla bu imkanlara sahip olmayan diğer arkadaşlarından daha fazla saat ders tekrarı yapmış öğrenciler ise, "çalışkan" adledilir ve diğer çocukların onlar gibi olmaması büyük problemdir. Çocuk spora mı gidiyor? Ouuvv! Hele ki Fen lisesi kazanacak bir çocuk spora gidiyorsa daha bir ouuvvvv! Sporcu başarılı olduğunda tebrik edilir ama başarısızsa "bunlar boş işler!" denir. Halbuki önemli olan o çocuğun kendini mutlu hissettiği bir işi yapmasıyken, başarısız olması yüzüne vurulur. 23 milyon genç nüfusa sahip 82 milyon nüfuslu ülkemizin sadece 800.000'i aktif sporcudur. Her olimpiyat, Güreş ve Taekwondo olmasa boş geçeceğimiz ve sonunda "nasip" diyeceğimiz bir serüvendir. Okullarda Matematik, Fen Bilgisi ve İngilizce derslerinin sayısı artarken kendi yaptığımız değerlendirme testinde 8 yıl eğitim almış öğrencilerimizin Türkçe'de %41'i, Matematik'te %36,6'sı ve Fen'de sadece %46,3'ü ortalama başarı göstermiştir. Sınav sistemi her 2 senede bir değişirken, üniversiteye giriş oranları düşmüştür. İlköğretim'de eğitim liseye hazırlık dershanesi, lisede ise üniversite öncesi nadas ve keyfiyet süreci olarak geçmektedir.

Kısacası eğitim sistemimiz günü kurtaran, öğretmenini hangi okula kaç öğrenci yerleştirdiği ile ölçen bir sınav hazırlık uygulama merkezi haline gelmiştir.


Şimdi diyeceksiniz ki yahu bu kadar mı? Hani yukarıda saydığın diğer konular? Mesela öğretmenlerin 3 ay tatil yapma sorunsalı?


Teşhis devam ettikçe çözümden uzaklaşırız. Tabi ki ayrıntılara girebiliriz ama artık ÇÖZÜME geçelim!


Eğitimi HIZLI UYUM SAĞLAMA BECERİMİZLE düzeltebiliriz!


Biz dünyanın en hızlı uyum sağlayan milletiyiz. Hem de ne olduğuna bakmaksızın hemen uyum sağlarız ve sanki yüzyıllardır yaptığımız bir şeymiş gibi de benimser ve uygularız.


  • Bir yasa çıkar, hemen adapte oluruz.

  • Yeni bir teknolojik alet çıkar ve hemen kullanmaya başlarız ve hatta ustası oluruz.

  • Çalıştığımız yerde bir sistem değişikliği olur, şikayet bile etsek yine de kabullenir ve uygularız.

Aynısı Milli Eğitim için de geçerli.


Eğer eğitim sistemimizin hedeflerini ve amaçlarını değiştirirsek, buna uygun çok hızlı bir sistem değişikliği yaparsak eğitim sistemimiz düzelir.


Şimdi diyeceksiniz ki "Yav eğitim yapboz tahtası mı kardeşim! Öyle zırt pırt sistem değişir mi?"


E şimdiye kadar olan neydi?


1.sınıftaki bir öğrenci hiçbir zaman aynı sınav sistemiyle ölçülmedi. Okullarda destek kursları başladı hemen uyum sağladık. Akıllı tahtalar geldi 1 saniye bile "Bu ne yahu!" demedik. Bir anda öğrenci merkezli sisteme geçtik hemen kurallar buna göre ayarlandı(sıfırlandı).


Biz değişikliklerin hep olumsuz süreçlerini tecrübe ettik.


E o zaman bu kadar hızlı uyum sağlayabiliyorsak, hedeflerimizi ve amaçlarımızı yeniden ortaya koyup yepyeni bir sisteme geçelim ve bunu uygulayalım!


Peki nasıl bir eğitim?


Şuan napıyoruz? Sınavlara öğrenci hazırlıyoruz. Toplumsal katkı sağlayacak bir insan yetiştirmediğimiz gibi tarihini bile bilmeyen nesiller yetiştiriyoruz. Matematik'teki durum ortada, spor sanat hak getire... E o zaman bunu kökten değiştirelim!


Şimdi aşağıya madde madde nelerin değişmesi gerektiğini yazacağım. Bu değişikliklerle ilgili bir çalışma yapmaktayım. Ayrıntılı bir çalışma. Bunu bakanlığa sunmadan önce de burada paylaşıyorum. Siz de görüşlerinizi ve önerilerinizi lütfen yazın.


  1. 50 yıllığına üniversite açma işi duracak: Öncelikle insanların aklındaki şu üniversite ve hayatı kurtarma fikrini değiştireceğiz. En ufak bir krizde ilk olarak diplomalıların işsiz kaldığını artık insanımız anlayacak. 50 yıl içinde tek bir üniversite bile açılmayacağı gibi akademik ve teknik imkanları uygun olmayan tüm üniversiteler kapatılacak ve mesleki teknik okullarına ve üretim atölyelerine dönüşecek. Burada teknik elemanlar yetişeceği gibi 21.yüzyılın dijital ve sosyal meslekleri panel, konferans ve uygulamalarla aktif bir öğrenme sağlanacak.

  2. Tüm Sınavlar SÜRESİZ olarak kaldırılacak: Süreç değerlendirilecek. Acımasızca hemde! Bir öğrenci ilkokuldan itibaren, bireysel ve toplumsal olarak kattığı her şey izlenecek. Yetenekleri, ilgileri ve istekleri takip edilecek ve yönlendirilecek. Tabi bunun için, önce yönleneceği yerler kurulmalı. Bu da ihtiyaç doğrultusunda oluşacak. Ülkenin ve dünyanın neye ihtiyacı var? İhracata mı? O zaman girişimcilik ve dil eğitimleri ile birlikte ülkenin kaynaklarının nasıl ihraç edilip ülke ekonomisine katkı sağlanabileceği konusunda medyada ve okullarda bol bol tartışmalar yapılacak. Bütün ülke, kendisinin aracılığı ile dünyaya katkı sağlamanın ve zenginleşmenin zenginleşirken bu zenginliği ülkenin refahı artıracak şekilde akıllı politikalarla uygulanacak. Sınav olmayacak! Süreç değerlendirilecek! Öğrenciler bir defalığına büyük bir stres yaşamayacak, uzun süreli pozitif stres yaşayacak ve böylece tecrübe odaklı bir gelişim sağlayacak. Her yıl öğrencinin neler yapıp yapmadığı değerlendirilecek. Neyi neden yaptığı sorgulanacak ve araştırılacak.

  3. Zorunlu tek bir ders olacak, "TARİH": Spor demedim ya da sanat demedim. Çünkü yeni eğitim sisteminde çocukların tamamı bir spor branşı ve bir sanat branşıyla uğraşmak zorunda! Ama ne yaparsa yapsın ülkemizin ve insanlığın tarihini bilmek zorundayız! Bunu bilmek için tek bir kitaba bağlı kalamayız! Her hafta tarih tartışmaları yapmalıyız. Bilimsel kanıtlarla tarih konuşmalıyız. Yeni eğitim sisteminde herkes ama herkes tarihi önce bilimsel olarak nasıl incelemesi gerektiğini öğrenecek. Kanıtlarla, nedenlerle ve sonuçlarıyla...


Amaçlar değiştiğinde, yani biz ülkemizin çocuklarını sınava değil de dünyaya katkı sağlayan üretken kurtarıcılar olarak yetiştirmek istediğimizde sistem de buna göre şekillenecek. Hem de kökten! Merak etmeyin! Biz uyum sağlarız hem de en iyisinden!


Birbirinden kötü ve işe yaramayan sınav sistemleriyle (bana kızmayın. Bunu değiştirenler kendisi söylüyor. Önceki kötü ve işe yaramazdı diyip yeni sınav sistemi getiriyorlar ve bu döngü kendini tekrarlıyor.) yıllardır uyum sağlama konusunda hiçbir öğretmen ve yönetici sorun yaşamadı! Sadece iyi olan için uyum sağlamaya ihtiyacımız var...


Son söz...


Belki de bizim yeni bir şey keşfetmemize gerek yoktur. Köy Enstitülerini yeniden tasarlayıp uygulamak her şeyin çözümü olabilir...


#eğitim #okul #sınav #eğitimsistemi #okulhayatı #sınavsistemi #köyenstitüsü

60 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge