Sahte Haberle Mücadele

Sosyal Medya başta olmak üzere, internette gördüğümüz bilgilerin kaçı doğru? Malesef yalan habere maruz kalmada da dünya birincisiyiz...



Yukarıdaki görseli ben yaptım. Photoshop programı kullandım ve görseli bulup yazısını yazmam 1 dakika sürdü. Gerçi Paint ile yapmak daha hızlı olabilir ama en azından biraz kaliteli olsun istedim.


Haber doğru mu?


Değil.


Orası Yozgat değil, Hogwarts Büyücülük Okulu. Peki ben bu görseli internette paylaşsam kaç kişi hiç sorgulamadan paylaşır?


Bu sorunun yanıtını bilmiyorum ama eminimki çok hızlı bir şekilde yayılırdı. Çünkü Ülkemizdeki internet kullanıcıları arasında 3 kişiden 1'i Facebook, Instagram ve Whatsapp üzerinden paylaşılan bilgilerin ve haberlerin gerçek olduğuna inanıyor. Bu durum dünya ortalamasının üzerinde. Bunu nereden biliyoruz?


Reuters Enstitüsü'nün Gazetecilik Dersi için 2018 yılında yayınladığı Dijital Haber Raporu'unu incelediğimizde bu vahim tablo ortaya çıkıyor. Rapora ulaşmak için tıklayın.


Ben bu rapora teyit.org sitesinden ulaştım. Daha önceden yazının başında kendi ürettiğim yalan görsellerden çok bunaldığım için kendi çapımda bir araştırma yapıyordum ancak teyit.org ve dogrulukpayi.com gibi siteler ortaya çıkınca içim rahatladı diyebilirim. İnanan yine inanıyor ama en azından paylaşılanların yalan olduğuna dair bir kaynağın olması gerçek habercilik için etkili bir adım oldu.


Size Reuters'in raporundan önemli bilgileri burada sırayla paylaşayım: (Bilgiler teyit.org 'un derlemesinden alınmıştır.)

  • Türkiye, Whatsapp'ı haber almak için kullanan 4. ülke.

  • Türkiye'nin %65'i internet ortamında fikrini açıkça belirtmekten çekiniyor.

  • Dünyada sosyal medyadaki haberlere güvenirim diyenlerin oranı %23 olmasına karşın Türkiye'de bu oran %33. Yani her 3 kişiden biri sosyal medyadaki haberlere yalan olsun ya da olmasın güveniyor.

  • Türkiye'de karşılaştığı bilginin doğru olup olmadığı karşısında şüphe duyanların oranı %60.

  • Türkiye haftada en az 1 kez sahte habere maruz kalıyor.

Ülkemizde sosyal medyada bir haberin doğru olup olmadığını teyit etmeden doğrudan haberi ya da bilgiyi paylaşmak neden bu kadar yaygın?


Raporda'da belirtildiği gibi, fikrinizi eğer açıkça belirtmekten çekiniyorsanız, sosyal medyadaki bir görsel sizin kurtarıcınız olabiliyor. Bu durum yakın geçmişimizde bir grubun Çinli diye Koreli turistlere saldırmasına benziyor...

Bir benzeri de şu:


(Konuya yorum bile yapmak istemiyorum)


Yalan Haber Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?


Meksika'da Whatsapp üzerinden yayılan yalan haber nedeniyle bir adam YAKILDI desem?


Bu örnek son yıllarda yaşanan en büyük trajedi. Fakat ülkemizde yalan haberler farklı şekillerde cereyan ediyor. Örneğin 8 ay süren, 24 Temmuz 1923 yılında Lozan Üniversitesi'nin Konferans Salonunda imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 2023'te biteceği yalanı interneti kasıp kavuruyor. Dahası bu yalana inanmış doktorlar ve birinci elden TARİH öğretmenine bile rastladım. Sanıyorum nedeni şu tarz görseller:


Lozan konusunda o kadar farklı görsel var ki. Hepsini buraya koyup da gözlerinizi yormak istemiyorum. Fakat Lozan konusu bilinçli bir şekilde internette yayılarak 2023'te biteceği ve madenlerimizi ancak 2023'te çıkaracağımız yalanı yayılmaktadır. Yani bu bilgiye göre biz madenlerimizi çıkaramıyoruz, işleyemiyoruz ve satamıyoruz.


Lozan'ın madenlerle ilgili söylenenler için tartıştığım Tarih öğretmeni vardı ve kendisi Kütahya Tavşanlı'da yaşıyor. Tavşanlı'nın 10km batısında Tunçbilek var ve burada kömür tesisi var. Linyit kömürleri diye geçer. 25km doğusunda Seyitömer, 40km güneyinde -sıkı durun- Emet'te BOR MADENİ çıkmaktadır. Bu öğretmen, internetten aldığı bilgiyi yaşadığı yeri unutarak kabullenmiş durumda. Kimbilir daha kimler bu halde...


Ayrıca Türkiye Cumhuriyet'i, maden konusunu 22 Haziran 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nü kurarak çözmüştür. 1935 yılından bu yana ülkenin her tarafında maden arıyoruz, buluyoruz, işliyoruz ve satıyoruz. Kaynak: www.mta.gov.tr


Ayrıca Lozan konusunda Ruhi Çenet'in videosunu izlemenizi öneririm:

Peki bu durum önlenebilir mi?


Evet! Hem de çok basit! Eleştirel düşünerek ve sorgulayarak!


Finlandiya'nın yaptığı gibi.


Finlandiya, Medya Okur Yazarlığı Endeksi'ne göre 35 Avrupa ülkesi arasında birinci sırada yer alırken Türkiye sonran ikinci sırada yer alıyor. Finlandiya, sahte haberle mücadelede oldukça başarılı. Peki bunu nasıl yapıyor?


İnternet, halk tarafından kullanıldığından beri yalan haberler var. Bu haberlerin kitleleri etkilediği de aşikar ve hükümetler seçim dönemlerinde bu yönteme başvuruyor. Rusya ve ABD seçimlerinde yalan haberlerin oy oranlarına etkileri Finlandiya tarafından izlenmiş ve 2014 yılında sahte haberlerle mücadele kampanyaları başlatmışlardır. İlkokuldan üniversiteye, gazeteciden toplumun her kesimine kadar sahte haberlerin incelenmesi, tespiti ve doğru haber yapmaya teşvik konuları 5 yıldır Finlandiya'nın gündeminde.



Finlandiya'da 2016 yılındadeğişen müfredat ile "müfredat" neredeyse ortadan kaldırılmış ve eleştirel düşünceye ağırlık verilmiştir. Öğrenciler yaşanan siyasi gelişmeleri sınıflarında yorumluyor ve doğru kaynakları nasıl bulabilecekleri konusunda tartışmalar yapıyorlar. (Allah'ım gözlerim doldu...)


Finlandiya'nın sahte haberle nasıl mücadele ettiğini ayrıntılı olarak incelemek için Journo'nun bu içeriğine göz atabilirsiniz.


Türkiye Sahte Haberle Nasıl Mücadele Edebilir?


  1. Öncelikle işimiz zor. Çünkü televizyon medyası her gün sayısız siyasi ve sosyal yalan haberle gündemi meşgul ediyor. Bu nedenle size ilk tavsiyem; TELEVİZYON İZLEMEYİN!

  2. Haberde geçen özel isimleri Google'da aratın ve paylaşılan haber ya da bilgiyle karşılaştırın.

  3. Haberdeki görseli images.google.com'da aratın. Emin olun çoğu görsel bambaşka sitelerden araklanarak kullanılıyor. Örneğin Çin'deki şu görsel:

Bu görsel "Çin'de benzin zammı protestosu!" olarak kullanıldı. Halbuki bu Çinlilerin ALTIN HAFTA dedikleri festivalden bir görüntü. Kaynak: Teyit.org


Son olarak;


Bilginin 1 saliseden hızlı ulaşılabilir olduğu günümüzde, cehalet hızla yayılıyor. Çünkü bilgelik, emek ve çaba ister. Aynı zamanda bilge kişi bilmediğini dile getirir ama cahilin bilmediği şey yoktur. Bunu açıklayan en güzel söz ise Mevlana'nın da İmam-ı Şerif'in mi söylediği tam olarak bilinmeyen şu sözdür:


''Bir delil ile kırk alimi yendim, kırk delil ile bir cahili yenemedim.''


#yalanhaber #sahtehaber #teyitorg #doğrulukpayı #finlandiya #eğitim #internetokulyazarlığı

37 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Son Yazılarım

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge