Merhaba Dünya, Günaydın Mardin!

Babam öğretmen, annem ev hanımı. Görev beklemez deyip gitmişler Mardin'e. O zamanlar ablam da henüz 3 yaşında. 2 Nisan 1992'de, Mardin'de hastane olmadığı için Diyarbakır'da doğmuşum. Doğum yerim Diyarbakır. Babam, PKK terörünün vahşet yaşattığı bir dönemde, ülkesindeki çocuklara ışık olma, vatan sevgisi ve Beden Eğitimi öğretme derdinde. Annem, suyu akmayan, öğretmen lojmanında bize bakıyor. Her gece çatışma, her gün tedirginlik. Ablam da ben de hiçbir şeyin farkında değiliz tabi . Şimdi anlıyoruz nasıl bir ortamda 4 sene geçirdiğimizi...

Öyle bir ortamda, babam ve annem bizi her zaman neşe ve keyif içinde büyütmüş. Babamın 1992 senesinde bir kamerası var. O dönemler, kişisel kamera çok bulunan bir şey değil ve pahalı da. Bir lüks. Ama babamın teknolojiye olan ilgisi ta o zamanlar kendini belli etmiş. Bizim tüm çocukluğumuzu kameraya çekmiş. Annem, o zor şartlarda bizim sağlıklı büyümemiz için yoğun bir çaba göstermiş. Sadece temizlik ve yemek değil. Bir çocuğun öyle bir ortamda travma yaşamaması için sürekli bir oyun ortamı hazırlamış. Annem, bir psikolog ya da Çocuk Gelişimi uzmanı değil. Çocuklarının, çocukluklarına saygı duyan bir insandı. Halen de öyle...

İstanbul'a Dönüş

1996 senesinde, babamın zorunlu hizmet görevi biter ve biz de İstanbul'a döneriz. Dedemin, çok çalışarak aldığı Beşiktaş'taki evde yaşamaya başlarız. Beşiktaş, benim ve ablamın yaşamını şekillendiren, şuanki karakterimizin ve becerilerimizin oluşmasını sağlayan bir ilçedir. Dedem Mustafa Alımcı'ya çok ama çok minnettarım... Onu hiç görmedim. Hiç görmediğiniz bir insana olan sevginizi nasıl açıklarsınız? Onun yarattığı değerlerle... O bana harika bir baba, yüzlerce eğitici anı ve Beşiktaş'ı bıraktı... Teşekkürler dede!

Beşiktaş'ta, babam evimizin yakınındaki Büyük Esma Sultan İlköğretim Okulu'na atandı. Ablam ilkokula ben de annemin gün arkadaşlığına başladım. Babam ve ablam okula gider, ben de annemle evde veya günlerde olurdum. Evin tüm işlerini birlikte yapardık ve ben anneme çaktırmasam da bu işlerden çok keyif alırdım.

İlkokul zamanlarım, evdekiyle benzerdi. Babam, ablam ve ben üçümüz aynı okuldaydık. İnsan, babası öğretmen ablası da okulda Milli Karateci olunca, kendisi Lord zannediyor. En azından ben öyle hissediyordum. Fakat babamın soğuk kanlı eğitimciliği sayesinde, yaşadığım tüm problemleri ben çözmek zorunda kalıyordum. Sınıfta yaşadığım sorunlar, ders başarım ya da her şeyle ben uğraşmak zorundaydım. İşte bu babamın ve ablamın benim yanımda olduklarını gösteren en önemli işaretti.

Kendi problemlerimi kendim çözmemle ilgili ailemin tutumu çok katıydı. İlkokulda şu sağdaki "Trafik Canavarı" görselinden çok tırsardım. Televizyonda ne zaman bunu görsem kaçardım ya da gözlerimi kapatırdım. Bir gün yine televizyonda bu manyak çıktı. Annemin yanına kaçtım. Annem beni aldı, televizyonun başına otutturdu ve bu reklam her çıktığında burada ona bakıp korkmamayı öğreneceksin dedi. İşte neden girişimci olduğumun kanıtı...

Karate Başlıyor!

Ablam Damla Sezgin, ben ilkokul birinci sınıfa başlarken Milli Takıma girdi ve Balkan ikincisi oldu. O süre zarfında, hiç ilgimi çekmemiş olan Karate sporu bir anda gözüme ışıl ışıl gözüktü ve Karate'ye başladım. Ablam, ben Karate'ye başladığımda Siyah kuşaktı. Birlikte 23 Nisan gösterisine çıktığımızda, ben sadece durmuştum. O da bütün gösteriyi yönetmiş, liderlik etmişti. İlerki yıllarda da benim Dünya Şampiyonu olmam için bana liderlik edecekti... (Sol baştaki ablam ortadaki saksı ben...)

Karate'ye 7 yaşımda başladım. Yarışmalara katıldıktan ve 7 sene İstanbul üçüncülüğünden öteye geçememişken 2009 yılında hedefim olan Dünya Şampiyonluğu'nu elde ettim. Bu Türkiye'de bir ilkti. Karate'nin Kata dalında, Türkiye daha öncesinde hiç şampiyon olamamıştı. Biz 2009'da ilk şampiyonluğu elde etmiştik. Ardından, 3 tane Gençler Avrupa üçücülüğü, Büyükler Balkan şampiyonluğu gibi bir çok derece elde ederek 2018 senesinde aktif sporculuk kariyerimi sonlandırdım. 

Girişimcilik

Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünü bitirdim. Üniversitede okurken, bu 4 seneyi verimli geçirmek ve boş zamanımı faydalı işlere ayırmak adına aklıma gelen bir girişimi sonradan 2 ortak ve 2 yazılımcı düşecek şekilde hayata geçirdim. Evinizdespor.com. O zaman Türkiye'de bir ilkti. İnsanlara spor salonlarına gitmeden istedikleri yerde spor yapabilecekleri bir imkan sağlıyorduk. Bu girişimimiz halen aktif bir şekilde hizmet vermektedir.

Kitap yazmak her zaman hayalimdi. 2018 yılında yoğun okul ve Karate derslerime rağmen sabahları 5'te kalkıp yazmak istediğim kitap projelerimi gerçekleştirmekteyim. Yazdığım bir kitabı, yayınevlerine gönderdim ve yayınevlerinin tuhaf süreçleriyle karşılaştım. Ben de sitemde, E-kitap satış sistemi kurdum. Satılan her E-kitabımın %50'si Tavşanlı Karate Okulu Spor Kulübü'ndeki sporcuların maç ve teknik ihtiyaçları için kullanılmaktadır. Bunu da sosyal bir girişim olarak görüyorum.

Öğretmenlik ve Antrenörlük

2015'in Eylül'ünde yapılan öğretmenlik atamasında Milli sporcu kontenjanından Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine atandım. 3 sene Tavşanlı Ressam Abdullah Taktak Ortaokulu'nda öğretmenlik yaptıktan sonra, zorunlu hizmet dolayısıyla başka bir okula atandım ve halen devam etmekteyim.

Öğretmenliğe başladıktan sonra, okulda Karate kursu başlattım. Okulumuzun çok amaçlı salonuna tatamiler aldık ve kursa başladık. 3 sınıf kademesi için de haftanın bir günü yaptığımız kurstan harika çocuklar kendini gösterdi. Birkaç il maçında aldığımız dereceden sonra kulüp olmaya karar verdik ve Tavşanlı Karate Okulu Spor Kulübü'nü kurduk. 8 ayda Bölge şampiyonlukları ve Uluslararası 4 tane derece elde ettik. Hedefimiz Milli Takım...

Öğrenmek, keşfetmek, hata yapmak, ders çıkarmak, ilham almak, ilham olmak, gülmek, güldürmek, düşünmek,  düşündürmek, yazmak, çizmek, araştırmak...

İşte benim hayatım...

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz YouTube Simgesi
  • Beyaz Instagram Simge